MERİÇ ERSEÇGEN

SES TASARIMCISI - İSTANBUL / ETİLER

08.02.2015

Meriç Erseçgen, ses tasarımcısı olarak Mommo, Meryem, Musallat, Mucize gibi 50'ye yakın sinema filminde çalıştı ve sayısız reklam filmine mix'leme yaptı. 2013 yılında Altın Portakal Film Festivali’nde Meryem filminin ses tasarımıyla Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Çeşitli guruplarda vokalist, basçı ve gitarist olarak yer aldı. 2011’de Velet’e gitarist/prodüktör olarak, 2014’te de Mind Shifter’a bas/synth’çi olarak dahil oldu. 2014'te Karasinek Ses Tasarım ve Müzik Yapım Ofisini kurdu, çalışmalarına halen Etiler'deki stüdyosunda devam ediyor.

Seni tanımayanlar için biraz kendini anlatabilir misin?
1984 Değirmendere doğumluyum. 2002-2006 arasında Anadolu Üniversitesi’nde İstatistik okuyup bitirmedim. 2007-2008 yıllarında İKSV’de ışık, sahne ve prodüksiyon teknisyeni olarak çalıştım. 2008’de büyükmüş gibi gözüken bir post prodüksiyon stüdyosunun sinema bölümünde ses tasarımcı olarak işe başladım. Yaklaşık 50 sinema filminin ses post prodüksiyonunda çalıştım. Sinema için yaklaşık 500 adet reklam mix’ledim. 2013 Altın Portakal Film Festivali’nde Meryem filminin ses tasarımıyla Jüri Özel Ödülü kazandım. 2014 Haziran’da kendi stüdyom olan Karasinek Ses Tasarım ve Müzik Yapım Ofisi’ni kurdum. Aynı zamanda bir çok stüdyolarda freelance ses tasarımcı olarak da çalışıyorum. Kara kuşak Pro Tools operatörüyüm. Sinema Televizyon yüksek lisansı yapıyorum. Telli ve vurmalı enstrümanlara ilgiliyimdir. Sert müzik severim.

Ne kadar zamandır müzikle ilgileniyorsun?
Ailemde hemen herkes bir enstrüman çalar. Babam Türk Sanat Müziği’yle uzun zaman aktif olarak ilgiliydi. Ritme doğuştan yeteneğim vardır. 1996’da kuzenimin verdiği Metallica - Load albümü ile müzik, hayatımın en önemli parçası oldu. Subay amcam tarafından 1972’de İtalya’dan getirilen ve ailedeki herkesin çalmayı öğrendiği akustik gitarla 1999’da kendi kendime çalışmaya başladım. Lisede birkaç grupta vokalist, basçı ve gitarist olarak yer aldım. 2003’te Eskişehirli black metal grubu Episode 13’e basçı olarak dahil oldum. 2005’te grubun Tabula Rasa albümü yayınlandı. Grupta 2006’ya kadar bulundum. Birçok büyük festival ve konserde çaldık. 2011’de Velet’e gitarist/prodüktör olarak, 2014’te de Mind Shifter’a bas/synth’çi olarak dahil oldum.

Profesyonel olarak ses tasarımı yapmaya nasıl başladın?
2008 yılında kuzenimin eşi, film ve dizi müzisyeni Murat Özdemir’in referansıyla 2014 Haziran’a kadar çalışacağım post prodüksiyon stüdyosunda işe başladım. İşimi bu konuda resmi bir eğitim almadan şef-asistan sisteminde, çalışarak öğrendim. Çok iyi, çok kötü prodüksiyonlu hemen her tarz filmde çalıştım(Erotik korku komedi tarzında bir filme bile ses tasarım yaptım!). Ama bulunduğum noktaya çok çalışarak geldim.

Ses tasarımı tam olarak nedir ve bir filmin ses tasarım süreci hangi aşamalardan geçiyor?
Aslında yaptığım işin İngilizce’deki kullanımı ‘Sound Editing’ Türkçe’si ‘Ses Kurgusu’ demek. Ama Türkiye’deki yaygın kullanımı ses tasarım şeklinde. Sinema filmlerinde nerdeyse sadece konuşmalar kaydedilir. Bunun dışında filmlerde duyduğumuz her şey post prodüksiyonda ses tasarım denen aşamada oluşturulur/kaydedilir/yerleştirilir. Diyalog Edit, Atmosfer ve Efekt tasarımı, Foley Kayıt, Dublaj Kayıt, Özel Ses Efektleri Tasarımı ve Final Mix filmler için ses tasarım aşamalarını oluşturur. Filmin bütçesine, uzunluğuna ve tarzına göre çalışma süresi birkaç günden, birkaç aya kadar değişkenlik gösterir. Türkiye’de bütçeler pek parlak olmadığı için genelde işlerin küçük ekiplerle (bazen tek başınıza) sıkışık takvimlerde, oldukça hızlı (ve ucuz) yapılması gerekiyor.

Birçok korku filminin ses tasarımını yaptın, korku filmleri için çalışmanın gerici olduğu anlar oluyor mu?
Korku filmlerinin bütçeleri genelde ortalamanın altında olduğu için rahat şartlar altında çalışmak pek mümkün olmuyor. Türk korku filmlerinin hemen hepsi dini konular ve özellikle bir anda çığlık ve böğürmelerle beliren cinler gibi yaratıklar üzerine kurulu. İlkel atalarımızdan miras kalan en temel korkulardan biri yüksek ve ani seslere duyulan korkudur. Bu yüzden korku filmlerinde ses tasarıma çok iş düşmekte. Filmin atmosferini yaratmakta ciddi önemi olan bir elementtir. Birkaç hafta boyunca günde ortalama 12 saat aynı filmle uğraşmak yeterince gerginlik yaratıyor zaten. Birkaç kez kendi yaptığım sahnelerden dalgınlıkla aşırı korktuğum olmuştu.

Altın Portakal’da ödül almayı bekliyor muydun? Ödül aldığın projeden ve çalışma sürecinden de biraz bahsedebilir misin?
Meryem filminin yönetmeni Atalay Taşdiken’in davetiyle festivalin son birkaç gününe gitmiştim. Aşırı yoğun bir çalışma temposunun ortasında işlerden kaçıp biraz kafa dinlemek için iyi bir fırsat olmuştu. Ödül almayı beklemiyordum hatta ödül açıklanırken telefonumu kurcalamakla meşguldüm! Çok heyecanlandım ve çok mutlu oldum. Filme gelince; ses tasarım çalışması 2012 Eylül’de başlayıp 2013 Temmuz’a kadar aralıklarla devam etti. Film Orta Anadolu’da bir köyde yaşayan ve İstanbul’a çalışmaya giden kocasını bekleyen bir genç kızın hikayesini anlatıyor. Ailesinden ve çevresinden gördüğü baskıya dayanmaya çalışması üzerine kurulu. Filmde birkaç rüya ve bayılma sahnesi gibi ses tasarıma ağırlık verebileceğimiz güzel alanlar vardı. Herhalde festivalde jürinin de dikkatini çekmiş olmalı…

Çaldığın gruplar arasında Velet ve son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Mind Shifter var, bu projeler nasıl doğdu, nereye gitmek istiyor?
Velet’e dahil olmadan önce gruba birkaç kayıt yapmıştım. Çalışırken çok iyi anlaşmıştık. 2011 yazında beraber bir şeyler yapabilir miyiz diye düşündükten sonra gruba dahil oldum. Grupta birçok eleman değişikliği oldu. Son olarak bas/vokalde Önder Dündar, davulda Neyse grubundan Deniz Ünlü ve gitar/synth/prodüksiyonda şahsımdan oluşan kadroyla kaldık. Uzun zamandır sessizdik ama 2014’de birkaç ay arayla kaydedilen şarkılardan oluşan albümü toparlamaya çalışıyoruz bu sıralarda. Mind Shifter’a ise 2014 Ocak’ta dahil oldum. Mind Shifter aslında Orhan Yılmaz’ın projesi olarak birkaç sene önce başladı. Eskişehir’den 2002 yılından beri arkadaşız. Benden önce, Men With A Plan ve Astrofella gibi harikulade grupları barındıran Partapart Records’dan ‘Disconnected Space’ albümünü yayınlamıştı. Bir süre kafa yorduktan sonra beraber çalmaya karar verdik. 2014’te Another Life EP’si yayınlandı. Görkem Han Jr., Protecho, The Away Days gibi gruplara remixler yaptık. 16 Şubat’ta Welcome EP’miz ve bir video klip yayınlanacak. 2015’te yayınlayacağımız albümün şarkıları da hazır sayılır. 2015’te konserler hızla devam edecek.


Photo: Zeynep Özkanca

Stüdyon nasıl kuruldu ve stüdyoda sıradan bir günün nasıl geçiyor? Çalışma disiplinini nasıl sağlıyorsun?
6 sene pek de iyi olmayan şartlar altında çalıştıktan sonra 2014 Haziran’da yakın dostlarımdan Cem Taşkara ile kiraladığımız stüdyoda Film Standartları ve Karasinek adlarında iki kardeş şirket olarak faaliyete geçtik. Senelerce post prodüksiyon’da çalıştıktan sonra yapabileceğimiz en iyi işi, en iyi şekilde gerçekleştirmek için çabalıyoruz. Yazın, 3 senedir beraber çalıştığımız Güçlü Başak ve kardeşim Burak Erseçgen de ekibe dahil oldu. Velet’ten grup arkadaşım Önder’in hazırladığı kurumsal kimlik çalışması GMK’da En İyi Kurumsal Kimlik Tasarımı ödülünü aldı.
Çalışmaya genelde sabah 10’da başlıyoruz. İş yoğunluğuna göre çalışma saati belli oluyor. Hafta sonları mümkün oldukça tatil yapmayı tercih ediyoruz. Bol miktarda reklam, film, dizi ve müzik çalışmaları yapıyoruz. Bazen de hiç çalışmamayı tercih ediyoruz. Bu işi senelerdir yaptığımız için istemesek de çalışma disiplini rutinimiz haline gelmiş durumda.

İstanbul’la aran nasıl, ilham için yaşamayı hayal ettiğin başka bir şehir var mı?
8 senedir İstanbul’dayım. İstanbul’u seviyorum ama şehir çok gürültülü. Son birkaç senedir Şişli’nin farklı semtlerinde yaşadım. Mecidiyeköy gürültü adına gerçekten inanılmaz bir yer. Üstten geçen yol sayesinde Mecidiyeköy kocaman bir odaya dönmüş durumda. Zaten yeterince trafik gürültüsü varken sesler uzaklaşmayıp binalardan ve üst yoldan yansıyarak aşağıda kalıyor. Her gün oradan geçmek zorunda kalıyorum ve gürültü gerçekten çok yorucu. İlham herhangi bir yerde ve anda gelebilir, bunun için başka bir yerde yaşamayı düşünmedim. Yaptığım işten sadece İstanbul’da düzenli para kazanabilirim, bu yüzden şu an için İstanbul’dan ayrılmam mümkün değil ama İzmir, Eskişehir, Marmaris, Türkiye’de yaşamak isteyeceğim yerlerde ön sıradalar.

Bizi bekleyen yeni projeler, hedefler var mı?
Müzik gruplarımla yakında çıkarmaya uğraştığım albümler var. Yakın zamanda ses tasarımı için görüştüğüm bağımsız ve oldukça iyi birkaç film var. Senelerdir beklettiğim parçalarımı Karasinek altında yayınlamayı düşünüyorum. İyi işler yapmak için çabalıyoruz. Ne kadar umut verici şeyler olsa da dünya ve özellikle Türkiye gittikçe mutsuzluk, çirkinlik, karanlık ve pislik dolu bir yer haline geliyor. Bu pisliğin içinde ne kadar insana ulaşabilirsek o kadar iyi. Bu yüzden bolca üretmek zorunda hissediyorum kendimi.

Meriç'in Önerileri

Film:
Amadeus
Into The Wild
1984

Müzik:
Yat-Kha - The Ways Of Nomad
Ulver - Childhood’s End
Morphine - Cure For Pain

Kitap:
David Hendy - Gürültü
Sergei Eisenstein - Film Biçimi/Film Duyumu

Web Sitesi / Blog:
www.palmsounds.net

www.synthtopia.com

ÖNERİLEN SÖYLEŞİLER

DERYA - AHMET ÖZPARLAK

DERYA - AHMET ÖZPARLAK

HEYKELTIRAŞ - İSTANBUL / MASLAK
DENİZ KADER & CANDAŞ ŞİŞMAN

DENİZ KADER & CANDAŞ ŞİŞMAN

GÖRSEL SANATÇI - İSTANBUL / MAÇKA
CAN ÖMER UYGAN

CAN ÖMER UYGAN

TROMPETÇİ - İSTANBUL / GALATA