ELİF SEZGİN

OYUNCAK TASARIMCISI - İSTANBUL / KADIKÖY

23.10.2014

Elif Sezgin, çeşitli ajanslarda çalışmış bir sanat yönetmeni. Bilgisayarı bırakıp elleriyle üretmenin tadını çıkarmak için çizdiği karakterleri yumuşak oyuncaklara dönüştürdü ve Mutant Power'ı yarattı. Kadıköy'deki evinde çiziyor, tasarlıyor, dikiyor ve hikayeler yazıyor. Her bir mutant’ı el emeği, göz nuru ve bol sevgiyle yaratıyor.

Elif Sezgin kendini nasıl tanımlıyor, biraz kendinden bahsedebilir misin?
İnsanın kendisini tanımlaması biraz zor. Kendi kendine konuşan, normal bir insanım diyebilirim. Kafalar karışık, deli dedikleri şey içimde var. Hafif hiperaktiflik ve gevezelik de barındırıyorum. Bakmayı, görmeyi, dinlemeyi seviyorum. Üretmediğim zamanlar mutsuz oluyorum. Zaman zaman hiçbir şey düşünmeden de durabiliyorum. Çizgi film karakteri gibiyim, iyi görmeye çalışıyorum her şeyi. Tersim pistir ama. Doğalgazı ödemek için çeşitli reklam ajanslarında sanat yönetmenliği yapıyorum. Sevdiğim insanlarla birlikte olmaya bayılıyorum. Aynı zamanda yeni insanlar da tanıma peşindeyim. Aslında hayatımın her alanında bazı çizgileri kırmaya çalışıyorum, var olanlar yetmiyor. Merhaba, tanımadığım insanlar! : )

Oyuncak tasarımı yapmaya nasıl başladın?
Web’de gezinirken “Sock Monster” denilen, çoraptan canavar yapma tutorial’larıyla karşılaştım, çok hoşuma gitti. Zaten boş durmayı sevmeyen, aynı anda beş farklı şeyle ilgilenebilen bir insan olduğum için hemen birkaç canavarı elimde diktim. Ve hikayelerini yazıp, kendi dünyamda onları birer karaktere dönüştürdüm. Sonra annemin de yardımıyla evdeki eski pedallı dikiş makinasını yeniden çalıştırdım. Evdeki parça kumaşları kullandım önce. Sonrasında kumaş merakım doğdu.

Mutant Power’ın markalaşma sürecinden biraz bahsedebilir misin?
Çalıştığım ajanstan ayrıldığım bir dönemde çizdiğim karakterlere baktım ve onlara ait bir dünya tasarlayabileceğimi düşündüm. Dikiş makinamı, bilgisayarımı, kumaşlarımı, iğnelerimi, ipliklerimi alıp Heybeliada’ya taşındım. Çizdim, diktim, denedim, olmadı yeniden diktim, araştırdım, yazdım... Mutant Power aklıma gelen en uygun isimdi. Mutant Power’ın hikayesini yazdım, logosunu yaptım, etiketlerini bastırdım, diktim. Karda fotoğraflarını çektim, web sitesini açtım. Hikayeler için illüstrasyonlar yaptım, mini hikaye kitapları hazırladım.

Mutantların, çarpıcı tasarımları kadar eğlenceli hikayeleri de var. Bu hikayeler oluşurken nelerden ilham aldın?
Hikayeleri yaratırken önce karakterlere baktım; kimi zaman da onların arkadaşı olabilecek tarihte yaşamış karakterleri düşündüm. Birlikte geçirdikleri fantastik zamanları hayal ettim. Moguu’nun hikayesinde bana desteğini eksik etmeyen sevgilimden esinlendim mesela.
Üçgen kafalı Diego ile Kristof Kolomb’un Bermuda Şeytan Üçgeni’nde tanışması şaşılacak bir şey değildi. Efsaneye göre zaman zaman Bermuda Şeytan Üçgeni’nde iki paralel evren kesişir ve bu noktada evrenler arasında geçişler yaşanırmış. Ve her geçişte, yani kaybolan her gemiye karşılık bir Diego dünyaya gelirmiş. Size garip gelebilir ama ben bunlara inandım. : )

Bir mutant nasıl doğuyor, ne gibi aşamalardan geçiyor?
Eskizler yaparak, çizerek karakteri yaratıyorum. Bir yandan da yavaş yavaş hikayesini hayal etmeye başlıyorum. Kalıbını çıkarıyorum. Elimdeki malzemelere bakıyorum, yetmiyorsa malzeme alışverişine çıkıyorum, Eminönü’nde kayboluyorum. Çiziyorum, kesiyorum, dikiyorum, dolduruyorum ve en son ince işi elimle kapatıyorum.

Elif'e göre; ''Mutantlar doğaya ve iyiliğe inanırlar. Dünyaya değer verir, onları severseniz Mutant gücü her zaman yanında olacaktır.''

Bu kadar kusursuz ve seri olarak nasıl dikiş dikebiliyorsun, bunun için bir eğitim aldın mı?
Dikiş makinasını ilk kullanmayı “bir numara” annem öğretti. Sonrasında ise kendi kendimi geliştirdim. İyi bir gözüm var sanırım ve tasarımcı olduğum için de ekstra titiz davranıyorum. Ayrıca ne demişler: “Kalite sevgilimizdir!”

Oyuncak tasarımının dışında bir de sanat yönetmenliği yapıyorsun, hangisini yapmaktan daha çok keyif alıyorsun?
İkisini de yapmaktan keyif alıyorum. Fakat biri için iş, diğeri tutku diyebiliriz.

Adada doğmuş ve büyümüş biri olarak İstanbul’la aran nasıl?
İstanbul’la aramı iyi tutmaya çalışıyorum fakat çok fazla insan, çok fazla araba, çok fazla bina, çok fazla gürültü bunun yanında az park, az orman ve az oksijen var. Bisiklete binmek de genelde korkutucu olabiliyor. Dolayısıyla ister istemez arada bir ada beni çağırıyor.

Biraz da gelecek planlarından bahsedelim mi?
Daha fazla üretmek, daha fazla yazmak, daha fazla okumak... Tasarım ve sanatın her türüne bulaşmak istiyorum. Var olanları hack’lemek, parçalayıp bozmak, kendimce yeniden yapmak istiyorum. Türkiye’de ve yurt dışında sergilere katılmak, kendi sergimi açmak istiyorum. Yeni insanlarla tanışmak, birlikte projeler yapmak ve hep devam etmek.

Elif Sezgin'in Önerileri

Kısa Film:
The Missing Scarf - Eoin Duffy

Kitap:
The Wild Things – Dave Eggers

ÖNERİLEN SÖYLEŞİLER

SAVAŞ ÖZAY

SAVAŞ ÖZAY

GRAFİK TASARIMCI - İSTANBUL / ATAŞEHİR
DERYA - AHMET ÖZPARLAK

DERYA - AHMET ÖZPARLAK

HEYKELTIRAŞ - İSTANBUL / MASLAK
ERKUT TERLİKSİZ

ERKUT TERLİKSİZ

GRAFİK TASARIMCI - ILLUSTRATOR - İSTANBUL / NİŞANTAŞI