EDA TAŞLI

KİNETİK HEYKELTRAŞ - İSTANBUL / KADIKÖY

21.01.2015

Eda Taşlı, fotoğraf bölümünden mezun olduktan sonra ailesinin de desteğiyle hayallerini gerçekleştirmek için heykel bölümünde okumaya karar verdi. Ahşap, mekanik ve hareket üzerine yoğunlaşarak, kinetik heykeller yapmaya başladı. Rus edebiyatı, çocuk kitapları, masallar ve rüyalarından esinlenerek yarattığı heykellerini, Eddlook markası altında topladı. Çalışmalarına halen Kadıköy, Yeldeğirmeni'ndeki atölyesinde devam ediyor.

Bize biraz kendini anlatabilir misin?
1978’de İstanbul’da doğdum. 1999'da önce Fotoğraf eğitimi alıp bir süre Galatasaray Dergisi’nde maç fotoğrafçılığı yaptıktan sonra, 2004’te Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne girdim.

Fotoğraf okuduktan sonra Heykel bölümüne girmeye nasıl karar verdin?
Maç fotoğrafçılığı yaparken kendimi resim çizmekten alıkoyamıyordum. Kişisel çekimlerimde bile üç boyutlu ve demonte fotoğraflar çekiyordum. Ellerimle yarattığım şeyleri mekan düzenlemeleri yaparak fotoğraflıyordum. Bu da beni heykele yönlendiriyor ve üç boyutlu bir şeyler ortaya koyma isteğimi tetikliyordu. Aslında tekrar okumak için bir adım atmıyordum ama ailem yüzümdeki mutsuzluğu gördü. Bir gece mutsuzluğum yüzümden akarken abim bana hayallerimi sordu, ben de aslında ne yapmak istediğimi söyledim. O gece bana yürü git yoluna sana destek oluyoruz dediler. Onların sayesinde adım atabildim.

Bu dönemden sonra heykel sanatı senin için nasıl anlamlandı?
Heykel sanatı tabii ki hemen anlamlanmadı, yavaş yavaş kendimi bulmaya başladım…

Pek çok farklı malzemeyi denedikten sonra ahşap üzerinde yoğunlaşmaya nasıl karar verdin?
Okulda çamur atölyesi temel atölyedir, 2. sınıfta size atölye seçtirirler. 1. sınıftayken bir yandan sürekli gözlemliyorsun; sana yakın olan malzemeyi bulmaya, keşfetmeye çalışıyorsun. Bu dönemde ben malzeme olarak ahşabı seçerek ahşap atölyesinde eğitim almaya başladım ve çok sevdim. 

Yarattığın kinetik heykellerin her birinin bir hikayesi var, bu hikayeler nasıl doğuyor?
Heykellerin hikayeleri aslında yaşadığım müddetçe doğuyor, doğuruyor. Eskiden beri Rus Klasikleri’ni okumayı çok severim. Bu romanlardan çok etkilendim ilk başlarda. Özellikle Dostoyevski ve Gogol. Buradaki kişilik çözümlemeleri beni çok etkiliyor. Ruh halleri ve içlerinde yaşadıkları gelgitler. Özellikle Yeraltından Notlar. Buradaki karakteri biraz kendime de benzetiyorum. Sonra çocuk kitapları ve masallar. İçlerinde öyle tuhaf tespitler var ki, arketipler çok heyecan verici. Kendinizden ve hayatın içinden birçok şey bulabiliyorsunuz. Ben de kendime masalsı bir dil yaratmaya çalıştım hep. İnsanları incelemeyi çok seviyorum. Hem hallerini, duruşlarını hem de karakterlerini. Şaşkın, üzgün, ürkmüş, alıngan, mutsuz, umursamaz, bencil, kötü, iyi, açgözlü, aklı havada, arsız... Bir de bunları örtmeye çalışırız. Ben bu örtmeye çalıştığımız taraflarımızı gölgeler olarak vermeye, yansıtmaya çalışıyorum. Kendisi küçük, egosu büyük. Genelde gölgesini fark etmeyen veya fark etmek, yüzleşmek istemeyen insanlar. Ben de dahil…

Sonraki süreçte hangi aşamalardan geçiyor?
İlk önce desenlerini çiziyorum, karakterleri tespit ediyorum, yüz ifadelerini ve hareketlerini çiziyorum. “Bunun ruh hali nasıl olsun?” diye soruyorum kendime. Sonra yontmaya başlıyorum.

Türkiye’deki insanların kinetik heykele bakış açısı nasıl? Yeterince anlaşıldığını düşünüyor musun?
Türkiye’deki insanların kinetik heykele bakış açısı gayet iyi bence. Facebook’da ve Instagram’da sayfalarım var ve o kadar güzel insanlarla tanıştım ki... İzmirli Sıdıka'm var bir tane mesela. Beni ziyarete geldi İstanbul’a, ömür boyu bir bağlılık oluştu aramızda. İkitelli’den ziyarete gelen bir kız olmuştu mesela; en güzel kıyafetlerini giymiş, kuru pastalarını alıp gelmişti. Ve hayatında ilk defa bir heykeltıraşla tanıştığını söyledi bana. Çok ilgiliydi. Aslında insanlar kendilerinden bir parça buluyorlar ve seni yakından tanımak istiyorlar. Bu da beni çok memnun ediyor. Demek şekilsiz yaratıklarımdan aynı zamanda onların içinde de var!

Atölyende bir günün nasıl geçiyor?
Atölyemde bir günüm, çay içerek ve çalışarak geçiyor.

Atölyenin Yeldeğirmeni’nde oluşunun üretim sürecine katkısı oluyor mu?
Yeldeğirmeni’nin kasaba gibi bir havası var; sokakta donuyla koşan çocuklar var, samimiyet var, snop değil. Bu da beni çok mutlu ediyor. İnsanları incelemem için çok verimli. Kapıya su getiren adamdan bile etkileniyorum - karakter anlamında!

Gelecek için hedeflerin neler, yeni sergi planların var mı?
Gelecek için hedefim üretmek. Sergi açmak istiyorum tabii ki ama piyasa ve galeriler beni ürkütüyor, o yüzden çok fazla tırmalamıyorum. Olduğum gibi kalabilmem için…

Eda Taşlı'nın Önerileri;

Film
Shine

Müzik
Depeche Mode - Should Be Higher

Kitap
Memories, dreams, reflections

Web Sitesi / Blog
Cristina Cordova

ÖNERİLEN SÖYLEŞİLER

BURAK ŞENTÜRK

BURAK ŞENTÜRK

ILLUSTRATOR - İSTANBUL / KADIKÖY
CAN - MERT UZER  - BUNKER CUSTOM MOTORCYCLES

CAN - MERT UZER - BUNKER CUSTOM MOTORCYCLES

MOTOSİKLET TASARIMI - İSTANBUL / SEYRANTEPE
DERYA ÜLKER

DERYA ÜLKER

RESSAM - İSTANBUL / BEŞİKTAŞ