CAN ÖMER UYGAN

TROMPETÇİ - İSTANBUL / GALATA

24.08.2014

Galata’da bir stüdyodan trompet sesleri yükseliyor: Can Ömer Uygan ya kayıtta, ya da ders veriyor. Belki de yeni grubu KAM için bir deneme yapıyor? Aslında biz onu Gevende, Pinhani, Yasemin Mori, SiyaSiyaBend gibi gruplardan da tanıyoruz. Şimdi kendi stüdyosuna konuk olarak daha fazlasını öğrenelim…

Biz seni yıllardır Trompet Ömer olarak tanıyoruz ama seni tanımayanlar için, biraz kendinden bahsedebilir misin?
1982 Bornova doğumluyum, 16 yıl orda yaşadım daha sonra Eskişehir’e oradan da 2006’da Gevende ile İstanbul’a taşındım. İstanbul’a taşındıktan sonra Yasemin Mori, Şirin Soysal, Pinhani, SiyaSiyaBend, Şenol Küçükyıldırım Ways gibi birçok grupla çaldım ve bugüne kadar 15 albümde yer aldım. Kısa film, tiyatro ve dans müzikleri yaptım(ayrı ayrı Gevende, Taner Yücel ve solo olarak) ve yine kısa filmlerde ufak rollerim oldu. Bunların dışında 1-2 yıldır fotoğraf çekiyorum. Fotoğraflarımı yeni grubum KAM’ın ilk videosunda Fehmican Gözüm’ün görselleri ile birlikte kullandık. Bundan sonra KAM’ın diğer videolarında da kullanacağız zaten.

Müziğe olan yeteneğini nasıl keşfettin?
Ailem onların zamanındaki Halk Evleri’nde dans, müzik, tiyatro yapmış insanlar; onların sayesinde küçüklüğümden beri müzikle hep haşır neşir olmuşumdur. İlkokuldayken ağabeyimle beraber operanın korosuna gittik, 3 yıl Carmen’de çocuk oyuncu olarak oynadım. 14’ümde ilk sazım olan bas gitarımı aldım. O sıralar ağabeyim ve yakın arkadaşım Ahmet Çağan ile birlikte bir grup kurduk, Ahmet’lerin atölyeye de bir stüdyo yapıp orada ufak ufak takılıyorduk; bir keşif yaptıysam bu dönemde başlamıştır. 16 yaşındayken Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Trompet Bölümü’nü kazandım, burada Mehmet Erten ile 1, Erden Bilgen ile 7 yıl çalıştım. Bu sırada Gevende dönemi başlamış oldu. Eskişehir’de birlikte takılmak hiç zor değil; bir grup olabilmek için çok uygundu bu açıdan. Tepebaşı’nda evde, stüdyoda ya da şehrin bizim için sahnesi olan Carpe Diem’de arkadaşlarımızla birçok kez müzik yaptık. Müziğin hayatıma girişi böyle oldu kısacası.

Trompet gibi zor bir enstrümanı çalmayı öğrenirken kötü anılar biriktirdin mi? Şişen dudaklar, ağrıyan dişler…
Bence trompet gibi çalgılar diğer sazlardan daha zor değil, ancak istediğin sesi hemen alman pek mümkün olmuyor. Trompeti, sesi çok güzel olabilen bir megafona benzetebilirsiniz; ses tamamen sizden çıkıyor çünkü. Bunun için dudak pozisyonu ve diyafram(nefes) kullanımını iyi bir kombinasyona oturtmak gerek. Şişen dudaklar oldu tabii, bu sazı çalışırken nefesli bir alet çaldığınızı unutmamak ve sabırlı olmak şart yoksa dudaklarınıza baskı yapıp ezebilirsiniz. Ben öğrenciyken trompet sınıfında, okul dolabımda ve trompet çantamda “NEFES” yazardı. Çünkü en başlarda unutulan en önemli şey nefes almak oluyor ve yeterli nefesin yoksa dudağa yüklenmen ve ona baskı yapman hiç istemediğimiz bir şey. Birkaç kez Erden Hoca’yı arayıp “Hocam dudağım şişti, ses çıkmıyor…” demişimdir o da her zaman “Ulan ne adamsınız!” diye gülüp ısınma egzersizleri çalışmamı ve doğru nefesi almadığımı söylerdi. Şanslıyım ki Erden Bilgen gibi bir usta ile çalıştım ve şişen dudaklar, ağrıyan dişler sıkıntısını az yaşadım.

Pek çok ülke ve festival gezdin, müziğini başka kültürlerden insanlarla tanıştırmak nasıl bir duygu?
Yurt dışına gidip festivallere katılmak başlı başına heyecanlı. Yeni insanlarla tanışıp onlarla paylaşımda bulunmak insanın ufkunu genişleten bir şey. Mesela Çatıdaki Gevende projesi ile İran-Pakistan-Hindistan-Nepal turu yaptığımızda değişik kültürlerle tanıştık. Yol üzerinde farklı deneyimler edindik, Lahor’da Sufi Gecesi’ne katıldık ve onların seremonilerine şahit olduk, Pokhara ve Katmandu’da konserler verdik ve farklı kültürden müzisyenlerle beraber müzik yapma ve onlara kendimizi tanıtma fırsatımız oldu. Bu tip geziler her müzisyen için bulunmaz bir fırsat, KAM ile de bu tür gezilere devam etme planlarımız var.

Başarılı gruplar ve sanat projelerinde çalışıyorsun, kendi eserlerini besteliyorsun, farklı ülkelerde konserlere gidiyorsun, bir yandan KAM’la ilgileniyorsun. Tüm bu süreci nasıl yönetebiliyorsun?
Bu ülkede müzisyen olarak hem projelerini devam ettirmek hem de yaşamını sürdürmek hiç de kolay değil. Maddi zorluklar dışında bir yandan bu işi yapabilmek için her gün çalışıp fiziksel ve müzikal kondisyonunu belli bir seviyede tutman gerek. Galata’da kendime ait bir stüdyom var. Vaktimin önemli bir kısmını orada geçiriyorum; çaldığım gruplarla provalarımı ve bireysel çalışmalarımı gerçekleştiriyorum. Bir yandan da trompete yeni başlamak isteyenler ya da hali hazırda çalanlarla da Trompet Atölyesi adı altında çalışmalar yapıyorum. Tüm bu süreci yönetmek değil de, içinde yoğrulmak için diyelim, hayatının bu olması gerekiyor.

İstanbul’la aran nasıl? Müziğine etkileri neler?
İstanbul’u her şeye rağmen seviyorum, oldukça kaotik bir şehir. Bir yandan da kolektif ilişkilerin ve paylaşımların vücut bulabildiği bir yer. Çıplak Ayaklar, Gevende Stüdyo, Kamayor Sanat Atölyesi, Küllah bunlara güzel birkaç örnek. İstanbul’un müziğe etkileri de aynı zaten, hem şehrin kendisi ile hem de senin şehrin içinde kurduğun bağla alakalı olarak değişkenlik gösteriyor. Burada kendini hem yalnız hem de çoğulcu hissedebiliyorsun. Bu da müziğine aynı şekilde yansıyor.

Biraz da KAM’dan bahsedelim; nasıl bir oluşum, nerelere gitmek istiyor?
KAM, coğrafyasına göre farklı anlamları olan bir kelime. Osmanlıca’da zaman, yüzyıl, sese kulak vermek; Farsça’da zevk, dilek ve mutluluk anlamında; Anadolu ve Orta Asya’da da ozan, şifacı, destan anlatıcısı ve şaman olarak anlamlanıyor. KAM’ın tohumları 2011 yılında atıldı. O zamandan bu zamana emek veren elemanlarıyla fikir ve zevk olarak organik bir yapıya sahip olmaya başlamış taze bir grup.

Son olarak, yeni projeler, yeni hedefler var mı?
KAM benim için çok taze bir grup ve hedef. Onun dışında da Trompet Atölyesi’ni geliştirmek gibi hedeflerim var diyebilirim.

Can Ömer Uygan'ın Önerileri

Film
King of Devil's Island

Müzik
Güs Weg Watergang

Kitap
Manu Chao Hayatı ve Şarkıları
İhsan Oktay Anar - Yedinci Gün

Websitesi / Blog
Cazır Cazır
Kam

ÖNERİLEN SÖYLEŞİLER

EDA TAŞLI

EDA TAŞLI

KİNETİK HEYKELTRAŞ - İSTANBUL / KADIKÖY
DERYA ÜLKER

DERYA ÜLKER

RESSAM - İSTANBUL / BEŞİKTAŞ
DERYA - AHMET ÖZPARLAK

DERYA - AHMET ÖZPARLAK

HEYKELTIRAŞ - İSTANBUL / MASLAK